Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Gökçetepe ve Sazlıdere köyleri ile Saros Körfezi’nde yapımı planlanan FSRU likit doğalgaz taşıma ve yükleme limanı hakkında Saros Gönüllüleri Dayanışma Komisyonu tarafından Edirne İdare Mahkemesi’nde açılan yürütmeyi durdurma ve iptal istemli dava kapsamında 10 bilim insanının bölgede gerçekleştirdiği incelemeler sonucunda oluşturduğu bilirkişi raporu açıklandı.
Bilirkişi raporu ile ilgili Sazlıdere köyünde düzenlenen basın açıklamasında Saros Gönüllüleri Dayanışma Komisyonu üyeleri ile komisyon avukatı Bülent Kaçar, köy sakinleri, sivil toplum örgütleri temsilcileri başta olmak üzere yüzlerce kişi katıldı.
Saros Gönüllüleri Dayanışma Komisyonu adına konuşma yapan Mürşide Ertürk Çoban, komisyonun FSRU likit doğalgaz taşıma ve yükleme limanına karşı gerçekleştirdiği çalışmaları aktarırken; bilirkişi raporunu ise avukat Bülent Kaçar açıkladı.
Kaçar, yaptığı açıklamada komisyon tarafından Edirne İdare Mahkemesi’ne açılan FSRU likit doğalgaz taşıma ve yükleme limanı projesi için yürütmeyi durdurma ve iptal istemli davaya dikkat çekerken; “Davada 1 Kasım 2019 günü 10 kişilik bilirkişi heyetiyle birlikte yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu, 113 sayfalık bilirkişi raporu tarafımıza tebliğ edilmiş bulunmaktadır. Bu ayrıntılı ve bilimsel olduğuna inandığımız bilirkişi raporuyla haklılığımız, Saros Körfezi’nde yaşayan tüm insanların binlerce itiraz ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na rağmen Saros Körfezi’ni korumaya çalışan çabaları, sonunda bilimin de onayıyla bir cevap bulmuş durumdadır” ifadelerine yer verdi.
“DEVLET CİDDİYETİYLE BAĞDAŞMAZ”
Bilirkişi raporunda birçok açıdan hukuksuzluk, bilim dışılık ve çeşitli hataların yanı sıra görevi kötüye kullanmanın da tespit edildiğini söyleyen Kaçar; “Birinci derece deprem bölgesi üzerinde böyle bir projede ısrar etmek, adı çevre olan Çevre ve Bakanlığı’na yakışmadığı gibi, devlet ciddiyetiyle de bağdaşmamaktadır. Ancak baştan beri belirttiğimiz gibi her iki halkın katılımı toplantısı, ÇED yönetmeliğine aykırı yapıldığını defalarca belirtmiş ve ÇED sürecinin sonlandırılması gerektiğini ifade etmiştik. Bilirkişi raporunda, halkın katılımı toplantısının halk katılmadan gerçekleştiği bilirkişi heyetince tespit edilmiştir. Keşan Belediyesi’nin bu projeye itiraz ettiği yazılı olarak tespit edildiği halde bu olumsuz görüşün dikkate alınmadan sürecin devam ettirilmesi de bilirkişi raporunda uygunsuzluk olarak değerlendirilmiştir” dedi.
BİLİRKİŞİ RAPORUNU AÇIKLADI
Bilirkişi raporunda 10 bilim insanı tarafından tespit edilenleri açıklayan Kaçar; “Projenin yakın çevresinde birçok duyarlı yörenin bulunduğu, bu alanların projeden dolayı olumsuz yönde etkileneceği ve sonuçlarının telafisinin bölge açısından mümkün olmadığı, ÇED raporunda yeterli bilimsel verilerin bulunmadığı, alınacak önlemlerin bilimsel ve teknik açıdan ÇED raporunda yeterli şekilde belirtilmediği, davaya konu projenin yer seçiminin hatalı yapıldığı, Saros Körfezi Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgesi sınırlarını kapsayan alanda doğal sit alanında tescil çalışmalarının henüz tamamlanmamış olması, alt ölçekli planlar revize edilmeden uygulama yapılamayacağı, Saros Körfezi’nde kıyı alanları yönetim planlarının hazırlanmadan bu sürecin tamamlanamayacağı, projenin şehircilik ilkelerine üst ölçekli çevre düzeni planlarına ve imar kanununa aykırı olduğu, raporda fauna türlerinin olmamasının önemli bir eksiklik olduğu, sahanın Sazlıdere büyük yangınının içerisinde kalmakta olduğu, alanın gençleştirmeye ayrılan yerlerden olduğu, bu nedenle de anayasal güvence altında olduğu, raporda orman alanlarından geçecek hat için ve yaban hayvanlarının nizamiyeyle kontrol edilebileceği ifadelerinin ölçülebilir ve net olmaması nedeniyle bilimsellikten uzak olduğu, faaliyet alanına ulaşım ve nakliye için orman yolları açısından ÇED raporunda kaç ağaç kesileceğinin bulunmadığı, orman yangılarının en önemli çevresel tehdit oluşturmasına rağmen proje alanında yangın söndürme altyapılarının ne olduğu ve müdahalenin ne şekilde yapılacağına dair raporda bir değerlendirmeye rastlanılmadığı, ürünün fiziksel ve kimyasal özelliklerinden kaynaklı tehlikelerin belirtilmediği, risklerin yönetimine ilişkin detaylı bir çalışma yapılmadığı, FSRU gemisi ve doğalgaz tankerlerinden kaynaklı gaz kaçağı, yangın ve patlama risklerinin ÇED raporunda yeterince değerlendirilmediği, FSRU gemisinin ve doğalgaz gemilerinin kendi yakıtlarının saçılmasından kaynaklı risklerin değerlendirilmediği, yangın müdahale sistemleri ve donanımına yönelik yeterli bilgi bulunmadığı, FSRU gemisinin konumu ile ilgili ÇED raporunda tutarsızlık olduğu, acil durum eylem planlarına büyük endüstriyel kazaların oluşması halinde yer verilmediği, iskele müştemilatları, kara üniteleri ve boru hattından kaynaklı riskler ile ekipmanlardan kaynaklı risklerin yeterince değerlendirilmediği, proje alanı ve çevresinde çeşitli gözlem ve literatür bilgilerine göre 222 kuş yaşadığı halde ÇED raporunda kuş türünün 10 türle sınırlı yani eksik verildiği, ÇED raporunda kuş türleri için herhangi bir koruma ve önlem planı verilmemesi bilirkişi heyetince sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır” sözlerine yer verdi.
