CHP İpsala İlçe Başkanı Ahmet Uğraş Uybaş; “ Olağanüstü kurultay için verdiğim imza, şahsi bir karar değil, örgütümün her kademesine danışarak aldığım bir karardır.”
CHP’de genel başkan değişimi isteyen partililer 16 Temmuz tarihi itibari ile olağanüstü kurultay toplanması amacıyla başlattığı imza kampanyasında 15 günlük yasal sürenin sonuna gelinmesinin ardından gözler Edirne’nin kurultay delegelerine çevrildi. CHP’de seçilmiş bulunan altı kurultay delegesinden Uzunköprülü Özlem Becan ve Yakup Atalay, daha önce yapmış oldukları açıklamalarında Kılıçdaroğlu’na destek olduklarını beyan edip kesinlikle olağanüstü kurultay için imza vermeyeceklerini açıklamıştı.
Bu açıklamanın ardından sessizliği bozan bir başka kurultay delegesi de CHP İpsala ilçe başkanı Ahmet Uğraş Uybaş oldu.
Becan ve Atatly’ın tam aksine bir tutum sergileyen ilçe başkanı Uybaş, CHP’de olağanüstü kurultay toplanması için imza verdiğini açıkladı.
YAPMIŞ OLDUĞUM GÖRÜŞMELER NETİCESİNDE BU KARARI ALDIM
Almış olduğu kararın nedenlerine yönelik açıklamalarda bulunan ilçe başkanı Ahmet Uğraş Uybaş “Aslında bu imzanın kendime tanınan bir hak olmasına rağmen, tüm partililerle görüş alışverişinde bulundum ve kararımı da bu görüşmeler neticesinde verdim.” Dedi.
CHP İpsala ilçe başkanı Ahmet Uğraş Uybaş yapmış olduğu açıklamada;
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin Büyük Kurultayının toplanması için imza vermiş bir Kurultay Delegesi olarak uzun zamandır yazılı, görsel ve sosyal medyada yapılan kötü tartışmaları, yorumları üzülerek ve şaşkınlıkla izliyorum.
Öncelikle belirtmek isterim ki, kurultayın toplanması sürecinde vermiş olduğum imza, her ne kadar Edirne İl Kongresinde bana verilmiş bir hak olsa da, aynı zamanda İpsala İlçe Başkanı olmam sebebiyle;
yönetim kurulum, belde yönetim kurullarım, gençlik ve kadın kollarım, ilçemde seçilmiş belediye başkanı, meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri, parti delegelerim, önceki dönem ilçe başkanlarım, parti üyelerim, parti büyüklerim, partimize üye olamayan ama partimize gönül ve oy vermiş kişiler, milletvekillerimiz, il başkanım, önceki dönem milletvekilliği yapmış veya partimize başka yerlerde hizmet etmiş büyüklerim, bununla birlikte çevre ilçelerde partimiz adına görevler almış ve halen görev almakta olan partililerimizle görüş alış verisinde bulunarak kurultayımızın toplanması yönünde imza vermeye karar verdim.
Kısa surede tamamına ulaşamamış olabilirim ama pek çoğuna ulaştığımın bilinmesini isterim.
Görüştüğüm kişilerin tamamının görüsü kurultayın toplanması yönünde değildi. Fakat elde edebildiğim tüm görüşleri imza verme surecinde bir potada eriterek bu karara vardım.
Verdiğim kararı da ilk olarak, bu süreçte ayni görüşte olmasak da “yazılı olmayan parti adabı gereği” İl Başkanım Sayın Fevzi Pekcanlı ile paylaştım.
İmza verdiğim andan bugüne kadar partililerimin görüşlerini pek çok platformdan takip ediyorum ve pek çoğuna üzülüyorum.
Değerli Cumhuriyet Halk Partililer ne benim gibi Büyük Kurultayın Toplanması için imza veren kurultay delegeleri ne de imza verme düşüncesinde olmayan kurultay delegeleri parti haini değildir.
Yine pek çok yorumda parti neden 1100 delegenin elinde (seçilmiş mv. pm. disiplin kurulu üyeleri hariç) kalıyor, üye seçsin, 1100 koltuk sevdalısı, genel merkezin belirlediği isimler, kendi adamları veya hain gibi yorumlar yapılsa da bu konuda da herkese bir açıklama yapmak gerekirse; bu durum siyasi partiler kanundan ileri geliyor.
Delege sistemi siyasi partiler kanunundan kaynaklı bir durumdur. Bu konu CHP konusu değildir ve sınırları siyasi partiler kanununca belirlenmiştir. Bu bakımdan delege sayısı hususunda değişiklik yapmak mümkün değildir.
Yine biz seçilen kurultay delegeleri, birinin adamı olarak değil, İl Kongrelerinde sunulan listeler üzerinden seçilmekteyiz. Sadece kendi ilimden örnek vermem gerekirse seçilen 6 kurultay delegesi olarak verdiğimiz kararlarda bu zamana kadar ayrı düştüğümüz pek çok konu vardır, bu konular üzerinde tartışmalar, fikir alış verişleri yapsak da sonuç olarak hepimiz hur irademizle karar vermiş bulunmaktayız.
Demokrasiden ve hür iradeden bahsederken kurultay delegelerimizin de vermiş olduğu kararlara saygılı davranılması kanaatindeyim.
Takip ettiğim yorumlarda 8 yıldır genel başkanlığımızı yapan, Sayın Baykal dönemi sonrası partinin çehresini değiştirmeye çalışan ve bunda belirli bir ölçüde başarılı olan, dürüstlüğünden, devlet adamlığından, yöneticiliğinden hiç şüphe duymadığımız, adalet yürüyüşüyle ismi Nobel Barış Ödülü için dahi geçen Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ve TBMM deki gür sesimiz, her konuşmasını video kanallarından heyecanla izlediğimiz, gençleri ayrı bir sevgiyle peşinden sürükleyen, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Muharrem İnce ile ilgili partililerimin söylediği sözler beni gerçekten de derinden yaralıyor.
Değerli Cumhuriyet Halk Partililer bizler bugün tribünlerde olduğu gibi sarı-lacivert, siyah-beyaz, sarı-kırmızı, bordo- mavi vs. Gibi bir ayrım içerisinde değiliz. Hatta unutmayalım ki gezi surecinde tüm renklerin doğru için buluştuğu noktalar mevcuttu.
Bizler babam Fenerbahçeliydi ben de Fenerbahçeliyim diyenler değiliz.
Hangi amaç uğruna CUMHURİYET HALK PARTİSİ çatısı altında buluştuğumuzu, ilkelerimizi, ülkemizin, vatandaşlarımızın ne hale düşürüldüğünü, kurtarma-yönetme çabamızı ve bu çatı altında yine birlikte siyaset yapacağımızı unutmamalıyız.
Bir de değerli partililerim. Yapılan kurultay çağrısını gerçekten de herkesin çok iyi anlaması ve değerlendirmesi gerektiği düşüncesindeyim. Yapılan kurultay çağrısı tek başına KILIÇDAROĞLU-İNCE secimi çağrısı değildir. (en azından kendi adıma böyle olmadığını ve benim gibi düşünen kurultay delegeleri olduğunu belirtmek isterim).
Yapılan çağrı değişen ülke ve dünya dinamiklerine uyum bununla birlikte partimizin izleyeceği ideolojik politika konusundaki fikirlerin tartışılması çağrısıdır. Sadece isimler üzerinde yaptığımız fanatizme varan yorum ve görüşler partimizi, ülkemizi bir adim dahi ileriye götürmekten uzak kalacaktır
Maalesef yapmış olduğumuz son tüzük kurultayımızın da partimize ve ülkemize bir nefes, bir umut getirmediği ortadadır.
Ortaya konacak fikirler ve SOL ile aydınlatılacak bir Cumhuriyet Halk Partisi’ne ihtiyacımız vardır.
Vatandaş sağa yöneldi diye sağa yönelen, vatandaş muhafazakâr diye muhafazakarlaşan bir CHP’ye değil. Zincirleri ve önyargılı bilinçleri kıran SOL’un, herkesi kucakladığını açıkça anlatabilen bir iradeye ihtiyacımız vardır ve kurultayımızda başarmak istediğimiz budur.
Yarin (bugün) imza toplama sureci sona erecek. İmzaların toplanabildiğini veya toplanamadığını bilmiyorum ama istediğim ve inandığım tek bir şey var o da Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu yaşadığımız surecin sonunda en doğru çizgiye geleceği ve yerel seçimlerde büyük basari kazanacağıdır.
Hepimizi düşüncelerimize saygılı, birlik ve beraberlik içerisinde ülkemizin aydınlığı için mücadele etmeye davet ediyorum. Saygılarımla.” Dedi.
