CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu; “ Ben OSB’ye karşı değil, tarım alanlarının yok edilmesine karşıyım. Yoka mera vasfını kaybeden alana yapılmak istenen Keşan OSB’ye de karşı çıkardım.”
Kavacık Köyü’nde yapılması planlanan Karma Organize Sanayi Bölgesi Projesi’ne karşı çıkarak sundukları itiraz dilekçesinin ardından dava açmaya hazırlanan Kavacık köy halkına CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’ndan tam destek geldi.
18 Kasım 2018 Pazar günü Kavacık’ta vatandaşlar ile bir araya gelen CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, Uzunköprü’nün istihdam sorununa çare bulması adına hayata geçirilen OSB projesinin Kavacık köyüne yapılmasına karşı olduğunu bir kez daha yineledi.
Düzenlenen toplantıya beraberinde, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Bilgin, Trakya Platformu Hukuk Kurulu Üyesi Avukat Bülent Kaçar, CHP İlçe Başkanı Muammer Güler ile katılan Gaytancıoğlu projenin yapılacağı alanın birinci öncelikli tarım alanı olduğu konusunda ısrarını sürdürürken, Keşan OSB’ye karşı destek açıklamasında bulundu.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu Kavacık köyünde yapmış olduğu açıklamasında;
“Köyünüzdeki bu projeyi neden tarım toprağı varken, başka yere yapmıyorlar çünkü hazineye ait, bedava. Normalde kamulaştırma yapmaları lazım, buraya kamulaştırma yapmaları gerekmiyor.
Kamulaştırma yapılacak çok arazi var, tarım dışı araziler var. Ben hem akademisyen hem de siyasi kimliğimle aynı şeyi savunuyorum. Diyoruz ki; yer dolu, gelin 5’inci sınıf tarım arazisi üzerine, hatta tarım dışı kalmış araziler üzerine bu yatırımları yapın. Örneğin Keşan’da bir OSB var. Biz yapın diyoruz, niye? Çünkü mera vasfını kaybetmiş. Normalde meraya karşı çıkarız, birinci sınıf tarım toprağına karşı çıkarız ve yapmayın deriz.
Ama ne diyoruz oraya yapabilirsiniz diyoruz çünkü sanayi bize lazım, büyümemiz lazım. Sonra diyorlar ki CHP’liler karşı çıkıyor.
Yok, öyle bir şey, biz hiçbir şeye karşı çıkmıyoruz. Biz yerine karşıyız. Başka yer mi bulamadınız? Gitsinler tarım dışı kalmış araziye bastırsınlar parayı, nasıl kendilerine uçak alabiliyorlarsa, saray yapabiliyorlarsa, istediklerini yapsınlar. Bizim arazilerimizle uğraşmasınlar. Biz kendimize yaşanacak bir ülke, arazi istiyoruz. Çoluğumuzun çocuğumuzun sağlıklı büyümesini istiyoruz. Yaklaşık 40 sene önce Çorlu’ya ruhsatı bile alınmamış bir araziye tekstil fabrikası kurdular. 1 tane ile başladı sonra artarak bugüne geldi ve kanser vakaları arttı. Yani 40 sene önce ‘ne olacak biraz kokuyor, idare edin’ diye bahsettikleri olay şimdi hepimizin canını almaya başladı ve çocuklarımızı alıyor. Çocuklarımız orada işe gidiyor. Niye peki çiftçinin ürününe destek vermeyi düşünmüyorlar, yem fiyatlarını azaltmayı düşünmüyorlar, buğday fiyatlarını arttırmayı düşünmüyorlar? Çünkü bu başka bir olay. Tarlalar satılsın, başkası gelsin alsın. Yani biz burada yatırıma karşı değiliz. Fabrikalar yapılsın, her türlü teknolojiyle donatılmasın, yeri yanlış. Bırakın bunları canlının yaşamadı yerlere yapın ve doğa kirlenmesin. Biz şimdi gideceğiz ve ardımızdan çocuklarımız gelecek. Onların çocukları gelecek. Onlar bize demezler mi? ‘Ya benim dedelerim burada Kurtuluş Savaşı yapmış ama onların çocukları bu toprakları mahvetmiş” ifadelerini kullandı.
