Trakya bölgesinin tek akarsuyu olan Ergene Nehri, BigJumping etkinliklerinin de dikkati çekti. 2005 yılından beri Avrupa başta olmak üzere dünya üzerindeki pek çok noktada insanların bir araya gelerek, nehirlerin temizliğine dikkat çektiği BigJumping etkinlikleri kapsamında Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Göksal Çidem, Ergene Nehri’nin kirliliğini hatırlattı.
Çidem, Ergene Nehri’nde böyle bir etkinliğin yapılamayacağını ve kirliliğin hat safhada olduğunu belirterek, “2005 yılından bu yana Avrupa’nın birçok ülkesinde binlerce insan, Temmuz ayının ikinci Pazar günü aynı saatte nehirlere atlıyor. Dünyada her yıl Temmuz ayının 2.pazar günü yapılan bu atlayışa BigJump, (Büyük Atlayış) deniyor. Eylem insanları nehirlerle barıştırmayı, nehirlere dikkat çekmeyi hedefliyor. Ülkemizde 2011 yılından bu yana, “Büyük Atlama” olarak adlandırdığımız bu etkinlikte Türkiye’nin birçok noktasında, Avrupa ülkeleri ile aynı saatte nehirlere, göllere ve denizlere atlıyorlar. Trakya Hariç. Biz atlamıyoruz. Atlayamıyoruz. Tek Akarsuyu Ergene. Çünkü su değil sıvı akıyor. Hem de “Niteliği Belirsiz Sıvı”. Her yıl yapılan bu etkinliğe bizler de “Nehirlere Atlamama” olarak katılıyoruz. Trakya’nın tek akarsuyu Ergene zehir akıyor. Bunu defalarca dile getirdik. Trakya’da başka hiç mi akarsu yok diyeceksiniz. Yok. 3 Dağı, 3 Denizi, 3 İli olan Trakya’da nehir 1 taneydi. Artık su değil sıvı akıyor. 14 Temmuz 2019 günü Ergene kıyısına yine gittik. Ne yazık ki yine kötü bir koku, simsiyah bir sıvı köpük köpük akıyor” ifadelerini kullandı. Bölgedeki sanayi faaliyetleri nedeniyle akarsuyun niteliğinin değiştiğini ve nehrin akarsıvı olarak aktığını dile getiren Çidem, “Ergene nehrinden sonra, nehre akan, nehri besleyen dereler de can çekişiyor. Bir taraftan sanayi tesislerince kirletilirken, diğer taraftan her yerde mantar gibi biten endüstriyel hayvancılık tesislerinden çıkan atıklarda dereleri kirletip, göletleri ise atık havuzuna çeviriyor. Etkin adli ve idari tedbirler fakatsız, amasız, ancaksız acilen uygulanmazsa çok yakında dereler ve göllerimizde Ergene gibi hazin sonu yaşayacaklar. Ergene’ye akan derelerin içinde ve çevresinde yaşayanların gelecekleri de Ergenenin rengi gibi. Kap kara. Sözün değil, suyun bittiği noktadayız. Oysa 1960’lı yıllarda derelerimiz türkülere konu olmuş, Türküler yakılmıştı. Türkan Ebcioğlu-Muzaffer Sarısözen tarafından derlenen “Dere Geliyor Dere, kumunu sere sere” Lüleburgaz türküsüdür. 1970 ve 1980’li yıllardan sonra derelerden kum değil, zehir gelmeye başladı. Var olan temiz su kaynakları ise, günlük çıkarlar uğruna yok edilirken, ticarileşirken, temiz suya erişim her geçen gün biraz daha zorlaşırken gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya kalmayacak” dedi.
