Demircilik, kalaycılık sepetçilik yaparak geçimlerini sağlayan Roman vatandaşların bir kısmı, meslekleri teknolojiye yenik düşünce, köylerde kurdukları çadırlarda göçebe hayatı yaşamaya başladı.
İlçemizde demircilik, kalaycılık, sepetçilik yaparak geçimlerini sağlayan Roman vatandaşların yaşamı, mesleklerinin teknolojiye yenik düşmesiyle zorlaştı. Bazıları çoban oldu, bazıları da göçebe hayatı yaşamaya başladı. At arabalarıyla ayçiçeği hasadı sonrası biçerdöverlerden dökülen mahsulleri toplayan Romanlar, ürünleri satarak günlük masraflarını çıkarıyor. Bazıları da hurdacılık yaparak biriktirdikleri parayla kışın yiyecek, yakacak gibi temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Göçebe yaşamına ayak uyduran Roman vatandaşların sayısı, her geçen gün artıyor.
“ÖNCEDEN KALAYCILIK YAPIYORDUK”
Daha önceleri kalaycılık ve demircilik gibi meslekler yaparak geçimlerini sağladıklarını ifade eden roman vatandaşlardan bazıları, mesleklerinin teknolojiye yenik düşmesiyle göçebe hayatına başladıklarını söyledi.
Göçebe yaşantılarının analarından, babalarından beri bu şekilde süre geldiğini anlatan vatandaş;
“Çocuklarımıza fabrikada bir iş çıksa, hayatımız bir düzene girse çok mutlu olacağız. Daha önceden kalaycılık yapıyorduk, oradan para geliyordu elimize artık o da kalmadı. Zamana ve teknolojiye yenik düştü bu meslekler. Tek isteğim çocuklarımıza bir iş bulunması, sabit bir gelir olması. Dolayısıyla iş olduğu zaman da böyle göçebe yaşamak zorunda kalmayacağız, sabit bir yerde yaşayacağız. Aç kalmayalım, susuz kalmayalım, alın teriyle çalışalım bu bize yeter” dedi.
GÖÇEBE YAŞAYARAK YAŞAM MÜCADELESİ VERİYORUZ”
Romanların teknolojiye yenik düşen meslekleri ile birlikte göçebe hayatı yaşamaya başladıklarını anlatan 2 çocuk annesi bir vatandaş göçebe yaşayarak yaşam mücadelesi verdiklerini söyledi.
Çocuklarının okuyup kendileri gibi yoksulluk çekmemesini isteyen vatandaş; “Böyle kırlarda göçebe yaşayarak yaşam mücadelesi veriyoruz. Çocuklarımızla burada hayatta kalmaya çalışıyoruz. Küçüklüğümüzden beri bu hayatı yaşıyoruz, böyle devam ediyor. Evimiz olsun, çocuklarımızı okutabilelim, dışarıya çıkmayalım istiyorum. Çocuklarımız okusun, öğretmen olsunlar ve bizim gibi sürünmesinler kırlarda. Ben hep bunu istiyorum ve hayal ediyorum. Bunun yanında çocuk doğası, başkasında gördüklerini onlar da istiyor. İki kat bir evim olsun, çocuklarımla bir arada geçim derdi olmadan yaşayayım bu benim için en büyük zenginlik olur” diye konuştu.
‘OKUYABİLSEYDİM ÖĞRETMEN OLMAK İSTERDİM’
Göçebe hayatı yaşadıkları için imkânsızlıktan dolayı ilkokulu yarıda bırakıp annesine yardım etmeye başlayan 13 yaşında ki bir kız ise okumak istediğini belirtti.
Kedisini bildi bileli bu şartlar altında yaşadığını söyleyen kız çocuğu;
” Sürekli göç ettiğimiz için okulu 4’üncü sınıfta bıraktım. Okuyabilseydim öğretmen olmak isterdim. Ama ne yazık ki mümkün değil. Köylere çıkıp çalışmak zorundayız. Babam işe gittiğinde ben anneme yardım ediyorum. Çamaşır, bulaşık ve yemek yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
