Yıllara meydan okuyan, her taşkında sağlamlığını ispat eden, yapımından günümüze kadar yüz yıllar geçtiği halde dimdik ayakta duran tarihi köprümüz, genel bir bakım ve onarıma alındı. Basından öğrendiğimize göre aslına uygun olarak restore edilecekmiş. Bu kültür mirasımızı umarım orijinal hali ile gelecek nesillere aktarabiliriz.
Konunun güncelliğinden hareketle tarihi kaynaklarda ilçemiz nasıl kuruldu. İlçemize adını veren köprümüz nasıl yapıldı. Tarihte hangi dönemlerde onarımdan geçti diyerek kısa bir araştırmaya giriştik. Bu sorulara ilk kaynaklara inerek cevap vermeye çalışacağız. Bu konuda kaynak olarak Ahmed Badi Efendinin Riyaz-ı Belde-i Edirne adlı eserinden faydalanacağız. Eseri Trakya Üniversitesi öğretim görevlileri Niyazi ADIGÜZEL ile Raşit GÜNDOĞDU günümüz alfabesi ile çevrilmiştir. Eser Edirne ve ilçeleri hakkında çok detaylı ve kıymetli bilgiler içermektedir. Eser üç cilt olarak yayınlanmıştır. Bence her Edirnelinin elinin altında bulunmalıdır. Sözünü ettiğimiz Ahmed Bâdî Efendi , Riyâz-ı Belde-i Edirne 20. Yüzyıla Kadar Osmanlı Edirne’si adlı eserinin 3. Cildinde kasabamızın ve köprünün yapım hikayesini bakın nasıl anlatmaktadır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Cisr-i Ergene Devhası Bu kasabanın zemîni vaktiyle ağaçlık sazlık bataklık olmak mülâbesesiyle hırsız yatağı bir mahal olup oradan gelip geçenlerin her biri kuttâ‘-ı tarîk şerrinden bin türlü belâ vü meşakkate giriftâr olurlar idi. Cennetmekân Sultân Murâd Hân-ı Gâzî hazretleri Tâcü’t-Tevârîh ve tevârîh-i sâire beyânınca 831 senesinde ve şuarâdan (Na‘tî)’nin âtîde münderic manzûmesi ifâdesince 829’da Köprübaşı’nda defîn-i hâk-i ıtr-nâk olan Mahmûd Baba’nın işâret-i maneviyyesiyle bu mahalle el-yevm mevcut ve ma‘mûr ve yüz yetmiş dört tâk-ı refî‘ üzerine arzan beş buçuk ve tûlen üç yüz doksan iki metre olmak üzere memdûd olan cisr-i kebîrin binâsını fermân buyurup tamâm on sekiz senede yani sekiz yüz kırk yedi târihinde hitâm buldukta bir başında câmi ve imâret ve medrese ve vasat-ı kasabada bir de hamam binâ ederek Ergene kasabasını ve diğer başında da Yayalar karyesini te’sîs ve teşkîl buyurmuşlardır. Hattâ imâretin binâsı hitâm buldukta Edirne’den bir çok ulemâ vü fukarâyı davet buyurup it‘âm-ı ta‘âm ettirdiği sırada ta‘âmı kendi elleriyle taksîm ve câmi‘-i şerîfin çerâğın dahi yed-i müeyyedleriyle îkad ve mîmârına hila‘-ı fâhire ilbâs ve atâyâ-yı vâfire i‘tâ eyledikleri gibi köprünün her cuma günleri tathîri için kasaba ve karye ahâlisini de tekâliften muaf buyurdukları rivâyât-ı târihiyedendir. Bin otuz târihinde cennetmekân Sultân Osmân Hân-ı Sânî irâdesiyle câmi‘-i şerîf ile köprü tamîr edildiğinden o sıra sâhib-i Enîsü’l-Müsâmirîn Mevlânâ Hibrî orada müderris bulunmakla tarafından bi’t-tanzîm harem havlusunun kapısı bâlâsında mermer-pârede mahkûk olan târîh buraya aynen derc edildi.
Târîh:
Çün sekiz yüz kırk yedide Hân Murâd-ı pâk-dîn
Hayr içün bu câmi‘i cisr ile bünyâd eyledi
Rahne ermişdi ana lâkin mürûr-ı dehr ile
Bin otuzda Hân Osmân yine âbâd eyledi
Ol iki sultâna herkes eylesin deyu/diyu duâ
Bu iki târîhi Hibrî nazmile yâd eyledi
Nesr: Köprünün kasaba cihetindeki başında mermer levhaya mahkûk bulunan mensûr târîh dahi buraya aynen derc edildi. Cisr-i mezkûrun binâsına ve tamîrine şuarâdan (Na‘tî) nin söylemiş olduğu manzûme dahi buraya aynen tenmîk edildi[1]
Günümüz Türkçesi ile ifade edecek olursak :“Uzunköprü kasabasının zemini vaktiyle ağaçlık, sazlık olması münasebeti ile hırsız yatağı haline gelip; gelip geçenler yol kesenlerin şerrinden bin bir türlü belaya uğruyorlardı. Cennet Mekan Gazi Sultan Murathan Hazretleri Hoca Sadettin Efendinin[2] Tac-üt Tevarih adlı esere ve diğer tarihi kaynaklara göre 831 senesinde (hicri seneye göre) köprü başında metfun Gazi Mahmut Babanın manevi işareti ile köprünün şimdiki yerine; bugünde mevcut 174 kemer ayak üzerine eni beş buçuk uzunluğu üç yüz doksan iki metre olmak üzere uzun olan büyük köprünün yapımını emredip, on sekiz senede yani sekiz yüz kırk yedi tarihinde tamamlandı. Köprünün bir başında bir cami, imaret, medrese ve kasabanın ortasında bir hamam bina ederek Ergene Kasabasının diğer başında da Yayalar Köyünü kurdurmuştur. Eserin tamamlanmasından sonra Edirne’den bir çok alim ve fukara davet edilip yemek ikramı yapılmıştır. Sultan İkinci Murat Han yemekleri bizzat kendi elleri ile dağıtmıştır. Caminin kandillerini yine bizzat elleri ile yakmış olup mimarına övünç elbisesi giydirerek hediyeler takdim etmiştir. Köprünün her Cuma günleri temizlenmesini, kasaba ve köy ahalisinin sorumluluktan muaf tutulmasını emretmştir.1030 tarihinde Cennet Mekan İkinci Osman( Genç Osman olarak bilinir) emriyle cami ve köprü tamir edilmiştir. Caminin giriş kapısında, medrese hocalarından Enisül Müsamirin Mevlana Hıbri ‘ye ait bir beyit mermer üzerine yazılmıştır.
Beyitte : 847 de Murad Hanın hayr için bir köprü ve cami inşa ettiğini, uzun zaman sonra camide eskime olduğunu 1030 da İkinci Osman’ın (Genç Osman) yeniden yaptırdığını, herkes bu iki sultana dua etsin diye bu iki tarihi Hibrinin nazım ile yad ettiğini öğreniyoruz. Bu kitabe bugünde Muradiye Caminin Telli Çeşme tarafındaki giriş kapısının üstünde ters çevrilmiş olarak durmaktadır. Umarım bu onarım sonrası kitabe giriş kapısındaki orijinal yerine konur.
Bu kısacık tarihi bilgiden hareketle Uzunköprü paydasında birleşerek her türlü farklılığımızı zenginlik olarak görerek şu önerileri hayata geçire bilirmiyiz? Neden olmasın?
1.Unesco Dünya kültür mirasına girmiş olan bu köprümüz onarım bittikten sonra güzel bir çevre düzenlemesini takiben senede bir veya iki defa güzelce temizlenip Sultan Murat Han gibi halka pilav ve ayran ikramı yapılıp onun hatırasını canlandırabilirmişiz?
2.Köprünün yapımında ve şehrimizin kuruluşunda büyük emekleri olan; merhum Latif BAĞMAN hocanın tabiri ile kolonizatör bir derviş olan Gazi Mahmut Babanın kabrini güzelce bir elden geçirip, belediyemizin çevre düzenlemesi yapacağını duyduğumuz Ergene Hotelinin hemen yanındaki kabri bu öncü şahsiyete yaraşır hale getirilemez mi?
3.Muradiye Camisinin giriş kapısındaki kitabeyi yazan ünlü müderris Abdurrahman el-Hıbrıyi daha yakından tanımak için bir etkinlik düzenlenebilir mi? Çünkü Uzunköprü de medresede (bu günkü Universiteye eşdeğer eğitim kurumu) hocalık yapmış ve eserleri olan bir zattır. Kabride Edirne’de Yıldırım Mezarlığındadır.
Değerli kardeşlerim, hem şehrimiz olan Fatih Sultan Mehmet Hanın babasının; dünyaca ünlü mimarımız olan Mimar Sina’nın hocası Mimar Muslihiddin Efendiye yaptırdığı bu tarihi eseri yeterince tanıyor muyuz? Sanmıyorum. Ancak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü “İki Yaka Bir Uzunköprü” mobil uygulaması, çocuklarımızın yaşadığı kenti ve çevrelerini daha yakından tanımaları için geliştirilmiştir. Ayrıca İlçe çapında 3.sınıflara yönelik Uzunköprü’nün anlatıldığı “Uzunköprü’yü Okuyorum “adlı etkinlik kitabı Kaymakamlığımız tarafından bastırılıp dağıtılmıştır. Bu kültürel mirasımızı hep beraber koruyalım. Korumak için de bilgi sahibi olmak gerekir. Çünkü bu yapılar ilçemizin tapuları mesabesindedir. Bu güzel çalışmaların artması dileği ile sağlıcakla kalın. Hoşça kalım. Allaha emanet olun.
[1] Ahmed Bâdî Efendi Riyâz-ı Belde-i Edirne cilt 3 sayfa 25
[2] Kanuni döneminin önemli Tarihçisidir.